14 Ocak 2011 Cuma

Beyzik Düşünce

Bu başlığı ilk okuduğunuzda ne ola ki bu beyzik dediğinizi duyar gibi oluyorum.  Adam bezik mi demek istemiş yoksa basic mi? Ulan ne demek istemiş de diyememiş hıyar diye mi düşünüyorsunuz yoksa? Aslında ne düşündüğünüz çok da umrumda değil bu benim kendi kendime geliştirdiğim bir “hayatı algılama ve yaşama tarzı”. Haaa böyle pohpohlu lafların ardında sanmayın ki öyle bilimsel, deneysel şeyler var. Bunun arkasında sadece yaşanmışlıklar var. Aslında ingilizce kelimeler kullanmaya çok karşıyım ve elimden geldiğince kullanmamaya çalışıyorum ama bazen yanlışlıkla ağzımdan kaçtığında da utanıyor ve bir suç işlemiş hissine kapılıyorum. Onun için elim dilim basic yazmaya varmadığından beyzik yazarak yeni bir kelime üretmiş bulunuyorum işin aslı. Neticede yabancı kelime kullanımını bir istila olarak görüyorum çünkü... Dilimizin ve kültürümüzün istilası. Önemsenmeyecek ya da adam sen de ne olacak iki kelimeden denip küçümsenecek bir problem değil bu aslında. Canımı sıkan bir iki örnek vereyim ; Türkiye’de en yaygın ve meşhur et yemeği nedir sizce? Bence köfte. Neden çok emin değilim ama bana en ucuz et olduğu için, fakirlikten diye gelir hep. Ne bileyim bizde bu kadar meşhur olan köfte Avrupa’da olmadığı için onlara et topu falan diye çevirmeye çalışıyoruz. Hiç düşünmeden aklıma aynı saniyede gelenler İnegöl köfte, Adapazarı ıslama köfte, İzmir köfte, Akçabat köfte, kuru köfte, sulu köfte, kaşarlı köfte, vs ...Ama ülkede en yaygın olan zincirler ise Mc Donald’s ve Burger King. Amerikalı bize köfte satıyor.  Hergün dolup taşarak hem de. İşte bahsettiğim istila böyle bir şey. Yahu biz köfteye mi açtık ki açıldıkları günden beri dolup dolup boşalıyor buralar? Sadece köftemiz ve paramız mı gidiyor bu zincirlere? Hayır o menüler dile giriyor. Etrafta vuupır, anyın rings, steyk burger, çiizburger ve bir sürüsünün adını  söyleyemeyip sipariş etmeye çalışan insanlar kaynıyor. Ne oldu bizim köftelere ve köftecilere de niye bu zincirlerin paramızı ve dilimizi emmesine izin veriyoruz? Ben köfte yiyeceksem inegöl köfte yiyorum nefissss, yanında acılı sos ile. Yada Sultanahmet köftesi...Bir diğer canımı sıkan örnek ise dükkan isimleri . Örnekler vermekle bitmez ama mahallade açılan bir dükkan var ki sonuncusu olması iitbarı ile onu vereyim. Adam bildiğin manavı açtı köşeye ve şöyle yazdı kocaman tabelasına : Meyve ve Sebze Shopping Center. Neresi ile dalga geçeyim bunun?  Neresi doğru ki? İşte beyzik düşünce diye yazıya başladık nedir bu beyziklik diye yavaş yavaş anlatacağım bir çok yönü var ama bugün başladığımız konu dil oldu. Beyzik düşünen sade Türkçe konuşmalı, düsturu bu olmalı. Türkçe bazı kelimelere bayılıyorum. Düşünülüp yaratılmış ve cuk oturmuş kelimeler.  Çekmece bunlardan biri. Ne kadar güzel bir kelime. Bu kadar güzel mi oturur anlamına? Yada buzdolabı ? Yada bilgisayar... Benim düşüncem yabancı dillerden alınan kelimelerin böyle güzel yerine oturan türkçe kelimeler ile değiştirilmesidir. Böylece hergün yabancı dil istilasından eridikçe eriyen Türkçemiz güçlenecek ve boyunduruk altından çıkacaktır. Hepimizin ilk hedefi bu olmalı. Yaylı götürgeç,  vıttırılı ötürgeç gibi saçma olmayan,  halkın da sevip kucaklayacağı kelilmeler bulunup önerilmeli ve kullanılmalıdır. Bu çok acil ve önemli bir ihtiyaçtır bence. Öyle kelimeler var ki Türkçe karşılığı yok ama hayatımızın göbeğine de oturmuş kelimeler. Bunların hemen Türkçeleştirilmesi gerekmektedir. Örneğin Brunch ...Artık hayatımıza girdi bu kahvaltıdan geç öğle yemeğinden evvel bir zamanda olan öğün ama nerede Türkçesi?  Amerikalı basit bir mantık gütmüş; kahvaltı (breakfast) ve öğle yemeğini ( lunch) birleştirmiş “brunch” demiş. Ben bizim durumumuzu gerçekten anlayamıyor ve inanamıyorum. Geç kalkıldığında ne kahvaltı ne öğle yemeği olan bir yemeği hepimiz yiyorsak bunun  bir adı olmamalı mı? Adam bir mantık kurup brunch demiş, biz nasıl bunun yerine bir kelime üretmiyoruz da herkes brunchı türkçe gibi  kullanıyor ? Bütün cafeler Pazar Brunch diye her yerlere asıyor? Kahvaltı-Öğle...acaba bizde “Kahle” mi desek? Eğer o kelime oraya konmazsa dil hayatın gerçeğini o andan itibaren karşılayamıyor ve yerine hemen yabancı bir kelime gelip oturuyor. Veee Türkçe, açılan bu yaradan ufak ufak kan kaybediyor. Binlerce yaradan sızan kan sonunda yok edecektir dilimizi. Onun için biran önce bu yaraların tek tek üzerini sarıp güçlendirmeliyiz dilimizi. Herkes Türkçe konuşmalı ve hergün yeni kelimeler eklenmeli Türkçemize. Var mı Pazar günü KAHLE arkadaşlar?

4 yorum:

  1. kahleye de varim kofteye de!

    YanıtlaSil
  2. bir sonraki yazıyı 4 gözle bekliyorum

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Blog,
    Artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacak. Beyzik düşünceyi sınırlı bir sahada tutmaya çalıştık yıllardır ama olan oldu ve sınırları aşıp insanlığa açıldı.
    Tanrı hepimizi korusun!!!

    YanıtlaSil
  4. volkan abi yazılarını keyifle takip edeceğiz gibi geliyor! bizleri bilgilendirip ışık saçtığın hayatımızda bir dönüm noktası olduğun için teşekkürü bir borç biliyorum!

    YanıtlaSil